Martılar
Kanatlarını iki,üç, beş çırpıp hararetlice, sonra durulup da süzülen, bu huzuru ve özgüveniyle herkesi kıskandıran o martılar kadar rahat ve hür olmayı düşlüyordu bir akşamüstü gökyüzüne bakan bir adam...
Karnı tok, sırtı pekken ve bir içki sofrasında bunu durup (dururken) düşünme fırsatını bulmuşken.
Oysa yükseklerde uçan o şehir martılarından biri olsaydı şayet, bilecekti nasıl aç olacağını karnının...
-Ne şehir insanı anlayacaktı bir martının halinden, ne şehir martısı bir insanınkinden. Ortak noktayı bulmaya çalışmak, "abes"ti...

Yorumlar