Işıltı
Bir yerde "ışıltı" varsa
Mutlaka orada gizlenecek,
kamufle edilmesi gereken
"diğerleri"nce anlaşılmaması gereken
bir şey vardır...
« March 2008 | Ana Sayfa | July 2008 »
Bir yerde "ışıltı" varsa
Mutlaka orada gizlenecek,
kamufle edilmesi gereken
"diğerleri"nce anlaşılmaması gereken
bir şey vardır...
Derinlere dalıp nefes alamadığın bir anda
Suni teneffüs yapamaz sana, nasıl yapacağını en iyi bilen bile
Şayet sığdaysa...
İnsanı yalnızlığına bağlayan halatları,
"Anlaşılmak" dönüştürebilirmiş ince sicimlere...
Kelimelere benzer anlamları yükleyeni bulup
Anlaşılabiliyor olmanın tadına vardığında insan,
Çözülüverirmiş hiç konuşmak istemeyen dili,
Parmakları ağırana kadar
Yazarmış elleri
Bir zamanlar bir oğul varmış,
Anasını çok seven,
Geldiğinde yaşı yirmisine
Sevdalanmış işveli bir hatuna ölesiye...
Peşinde koşmaktan yorulduğu bir gün,
Kanaat getirip onu her an yanında istediğine
Konuyu sonunda getirmiş evlenmeye...
Hatun kişi nazlı çıkmış lakin,
Hem, bir o kadar da gaddar!
Demiş, "Tek şartım var evlenmeye,
Geleceksin kapıma elinde öz ananın kalbiyle"
Oğlan önce bir şaşırıp kalmış
Ama hatunun aşkı aklını çoktan başından almış
Gitmiş koşarak anasının evine
Avuçlarıyla çıkarmış, almış kadının yüreğini eline.
Dönerken aşkın bacasını sardığı eve aceleyle,
Takılıvermiş oğlanın ayağı yerdeki bir taşa,
Fırlamış kalp elinden yere!
Ve ana kalbi gelmiş dile:
"Oğlum, merak ettim, bir yerine bir şey olmadı ya, takıldın da düştün ya yere?"
Annesini çocukken kaybetmiş ama anneliğin, annelerin kıymetini anlatmak için bana bu öyküyü defalarca anlatmış olan, her dinlediğimde aynı heyecanı, hüznü hissettirebilen dedeme teşekkürlerimle...
Ağırlaşıp hızlandıkça arşeleri
Çellonun tellerinde
Hüzünlü ve dolgun bir melodi
Kanat takıyor bedenimde mahpus kalmış ruhuma,
Hazır olması için üçe kadar bile saymadan,
Çıkıyoruz hayatımın üzerinde kısacık, hür bir yolculuğa....
Müzik öyle güzel ki,
Adeta kaleydoskopla izlettiriyor bana
geçmişimi,
şimdiyi
geleceğimi
Geri döndüğümüzde ruhumla, bedenime,
Mutluluğum ışıldatıyor gözlerimi
Tüm gece...
http://www.apocalyptica.com/en_releases.html
stroke!
Nisan yağmurları yıkamamıştı henüz bastığım toprağı,
Narin papatyalar taze biçilmiş yeşil çimlerin üzerinde sere serpe uzanmış keyif çatıyorlardı
Yitip gitme kaygısını uzakta tutan fikr-i sabitlikleriydi belli ki:
Güzellerdi...
Güzeller,
Bir de böyle mağrur bakarlarsa etrafa,
kimse kıyamazdı hayat boyu
onlara
İlk kez yanaştığım bu yamaca,
Papatyaların renkli asaletleriyle buluşmak için değil,
Ketum yellerle yüzleşmeye gittiğimi anladım estiğinde aralarından biri sertçe,
Hemen iki yana açıverdim sıska kollarımı, hasretle,
Sımsıkı sarmalamalarımla sakinleştirmeye çalıştım onu,
Soğuktan titreyen ellerim ne kadar içten olabildiyse...
Hafiflettiğimde bu hain ayazı, neden sonra,
Anladım birşeyler söylemek istediğini bana
Sesini duymak için susturdum karaçamlara üşüşmüş sakaları bir anlığına,
"İşte budur özgürlük!" diye fısıldadı iki büklüm eğilerek, kulağıma
Yıllardır itaatkar olan atlar başkaldırdılar içimde
Hissettim kopardıklarını, güçlü dizginlerini haşince
Karıştı dört nala koşturan atlarımın hevesli kişnemeleri
Sahildeki yaşlı kayalıklara diklenen kara köpüklü dalgaların seslerine
Susturduğumdan olsa gerek şarkılarını,
Sakaların hepsi kaldırıp tek tek küçük kuyruklarını çatallı kuru dallardan
Uçup gittiler esen yellere aksi bir istikamette...
Kuşlar usulca kanat çırparken batan kızıl güneşe doğru,
Yanaklarımı okşayıp saçlarımı yaladı yellerden bir yenisi,
Yüreğimi ısıttı o an içime kıvrılan sırnaşık pasaklı bir sokak kedisi
Onu daha iyi hissedebilmek için sımsıkı kapattığımda gözlerimi
Canımı acıttı nankör ve keskin bir tırmık darbesi!
Birkaç damla yaş süzüldü kaskatı gözlerimden
Hüzünden mi,
Mutluluktan mı,
Hayal kırıklığından mı
Bilemedim...
İstediğinde sever, sevdirir,
istemediğinde çekip gidermiş kediler...
Ben de böylece öğrendim.
Tırmık acısıyla ateş kesen avuç içlerimden
Yellerden en gözü karası kıskıvrak kavradığında,
Savunmaktan kollamaktan yılıp
Savurma anı gelip çatmıştı artık
kendimi
Bir yolculuk, pamuk bulutların arasında,
Herşeye değerdi ne de olsa...
Gözlerine isteklice bakıp
Boynumu hafif sola doğru bükerek
Teslimiyetini beyan ettim
İnce bileklerimin
....
Yeller esiyordu
Yerinde eski Ben'in...
Yellerden bu gözü en karası
Yamaca geri indirdiğinde beni
Bundan böyle hayatımda tek yapacağım,
Papatyaları kucaklamak olacaktı...