« Düşler-n | Ana Sayfa | Yeraltından Aylak Adam Üzerine Notlamalar... »

February 29, 2008

Güven

Maria Callas'ın büyüleyici sesinden Casta Diva'yı dinliyor, buram buram tarçın kokan sıcak şarabını yudumluyor, hayat şimdiden ibaret ise, burada, şu anı dondurmak istiyordu.

Evden günlerce çıkmamak, yağan beyaz topak kar manzarasıyla bedenini ve ruhunu yoğurarak , çocukluk anılarına gömülmek, oradaki hesaplaşmalarını nihayetine erdirmek istiyordu.

Aralık perdeden gözüne bir ilan ilişti:

Karşı daire, isteyene kiralık, isteyene de satılık...

Tıpkı hatırlamak istemediği anıları gibi.

Ama anılarını- üstelik de onun bile istemediği türden olanları- kim ne yapacaktı ki!

O çocukken, şimdi satılacak ya da kiralanacak olan karşı dairede yaşayan yaşıtlarının  yanına gitmesi hep yasaktı.

Arkadaşları da onun evine hiç gelmemişti.

Evlere gitmek tehlikeli(mi)ydi.

Ancak uzaktan, pencereden karşılıklı gösterilirdi plastik kokan, hep gülümseyen ve aralıksız acıkan, susayan, saçları taranan, süslenen  oyuncak bebekler.

Yeni alınan trenlerini de göstermek isterlerdi birbirlerine ama çocuk akıllarıyla treni havaya her kaldırdıklarında bir  parçası hep uzun gelir, vagonlar kancalarından kopar, yere düşerdi.

Yıllar önce saatler, işte böyle geçerdi.

Pencereden pencereye oynanan oyunlar, çocuklar için oyun sayılır mıydı?

Güvensiz, uzak, "paralel" oyunlar yerine yan yana, iç içe, itişe kakışa oynanabilseydi ya korkmadan insanlardan?

Aklından geçenlerle bu kez acı, buruk bir gülümseme kapladı yüzünü:

Yıllarca başkalarını tehlikeli olma ihtimaliyle itham etmemiz, aslında kendimize karşı olan derin güvensizliğimizin sinsi bir yansıması değil miydi?

Çocukluktan itibaren dedelerimizden insanlara "itimat etmemek" gerektiğini dinleye dinleye acaba büyüdüğümüzde güvenilmez insan olmayı da öğrendik mi ister istemez?

Hangisi kısır döngü* sıralamasında önde koşturuyordu nefes nefese?

Masumiyetimizi hayat yolunun karşımıza çıkan hangi çatallanmasında bıraktık da,

Konforumuz söz konusu olduğunda bir baykuş misali en ufak tıkırtıları, tökezlemeleri işiten biz, arkamıza dönüp yanlışlarımıza göz atmamız için ara sıra bizi dürten vicdan azabımıza karşı ne zaman sağır olduk çıktık?


*Adı üstünde kısır döngü bu, yoruma açıktır hep . Başlangıç noktasını kim "emin" ellerle işaretleyebilir ki?

Yorumlar

Yorum yazabilirsiniz.

Picture_2

Merhaba,
Yazılarım, hayatım siyahkugu.com'da "Hayatın tadını üzerine düşünerek cıkaralım." Yorumlarınız için: siyahkugu@gmail.com

Pınar