« Kandırmaca | Ana Sayfa | Aynı Film »

February 11, 2008

Çağrışım...

Cagrsm

Kadın, adamın göğsü üzerindeki  "her" zamanki yerinde, "her" akşam olduğu gibi uyuyakalmıştı.

Beraberliklerinin ilk akşamından beri kadın, adamının kalp atışlarının ritmik sesini özel ninnisi ilan etmişti.  "Hep" aynı ninniyi dinlemek kadına huzur veriyordu.

O gece, kadının nefes alıp vermeleri derinleştikçe adam uyuyamıyor, tıkanıyor, daralıyor, soluklanamıyordu.

"Ne de olsa aynı odanın havasını soluyoruz" diye düşündü adam, ruhunu sıkıştıran ve çelişki yaratan bu hislerine rasyonel bir tercuman bulabilmenin verdiği iç rahatlaması ile.

Tecrübeli tercüman dilegeldi:

"Bundan basit ne vardı. Aynı odada biri daha çok içine çektikçe havayı, diğerinin payına düşen azalıyordu."

İşte yazılmamış bir ilişki kuralı:

İlişkideki "nefes"lere, havanın paylaşımına kafayı ilk takan taraf çağrışımlarının açıkhava hapishanesinde soluksuz kalmaya mahkumdu.

Nefes...
Çağrışım...
Nefes nefese...
Çağrışım...
Ah o ilk günler...
Çağrışım...
Memeler....
Çağrışım...
Seks...
Çağrışım...

Oda...
Çağrışım...

Sıcak, zevk, ter, çılgınlık....

Binbir zorlukla buluşup, zaman kaybetmeden kenetlenip terler içinde seviştikleri, sonra pestil gibi birbirlerinin üzerinde uyuyakaldıkları gecelerin biricik sığınağı olan o rutubetli otel odaları sanki bu odadan çok daha geniş miydi?

Şehvetin de üçüncü ve en sıkı işbirlikçi olduğu o gecelerde nefes nefese katarak odadaki tüm havayı bir yarışma güdüsüyle en derinlerine çekmek, solunan havayı beraber bitirmek, ilişki yaşayanların hayran olunası bir marifeti değil miydi?

Demek böylesi kutsal bir marifet bile, şehvet  koluna  kadim dostu zamanı takıp da ilişkidekilerin arasından ayrıldığında vahim bir kusura dönüşebiliyordu. 

Çağrışım...
Nefes...
Çağrışım...
Bebekler
Çağrışım...
Çığlık

Daralıyordu düşündükçe.

Uykusunu çığırtmalarıyla darmaduman eden, beyninin bu düşünce tellalı işkenceci parçasını atıl kılmak için onu, Fas'ın incisi hardal sarısı kilolarca haşhaşı bir çırpıda tüttürmek zorunda bırakarak "duman altı"nda öksürük krizlerine sokmak, galonlarca en sertinden alkolü tam üzerine boca ederek boğmak istiyordu.

Bir çığlık atsa?

Öğrenmişti ya, yeni doğmuş bir bebeğin ilk çığlıklı, gözyaşlarıyla bezenmiş haykırışı nefes almasını sağlıyordu. Hayata bir başlangıçtı o ilk çığlık.

Gecenin bu saatinde, o da bir çığlık atsa şimdi, acaba rahatlar mıydı?

Peki bebekler misali, bu yaştan sonra yeni bir hayata başlangıç yapabilir miydi tek bir çığlık mermisini gözünü kırpmaksızın sıkarak?

Komşular  " " Kadının" herif  keçileri kaçırdı sonunda", diye mi düşünürlerdi?

Yoksa, " Zaten belliydi biraz "deli",  biraz da alkolik olduğu, yapmıştır bir çılgınlık" deyip bölünen tatlı uykularına huzurluca tekrar dalarlar mıydı?

Sahi, ayıp olur muydu?

Ve işte yine sahnede çağrışım...

Komşular...
Çağrışım...
Uzun saçlı dilber
Çağrışım...
Çiçekli elbise...

Diri kalçalarının varoluşuna, elle yoklamadan da ikna olunabilen - ama yoklamak için hasretle beklenen,  gece düşlerine inceden yazılmaya başlayan o çiçekli elbiseli, uzun saçlı dilber de çığlığın esbabı mucibesini dillendirmek heveslileri arasında koşup girer miydi koynuna?

çağrışım...
Kadınlar
Çağrışım...
...

Yuvarlak ve dolgun memelerini  fütursuzca sergileyen ve daha baş başa dakika geçirmemelerine rağmen şen şakrak ve kalıpsız bir sevişme delisi olduğu her halinden belli olan- sevişecekleri  günü iple çektiği- o aşifte ruhlu kadın da çığlığı duyup sokulur muydu koltuğunun altına?

O kadınlar gelse solusa

şimdi,

burada,

şu anda ,

bu

aynı odanın havasını, çılgına dönmez miydi - yanındaki kadınla da ilk gecelerinde olduğu gibi- onlarla beraber nefessiz kalmak için? 

Sadedine gelmişti nihayet birinci kademe çağrışım mevsiminin:

Odadaki havayı asıl daraltan göğsünde yatan kadının uyku sersemi nefesleri değil, adamın zihnine gündüzleri düşen diğer kadınların gece olunca beden bulmaları, bastırılmaya çalışıldıkça kanlı canlı aşikarlaşmaları ve şiddetli arzularla çepeçevre sarmalanıp içlerine derin  ve seri nefesler çekmeleriydi belli ki...

Yorumlar

Bu yazı yoruma kapatılmıştır.

Picture_2

Merhaba,
Yazılarım, hayatım siyahkugu.com'da "Hayatın tadını üzerine düşünerek cıkaralım." Yorumlarınız için: siyahkugu@gmail.com

Pınar