Tomris Uyar’ın "Yaz Suyu" hikayesine , kadın karakter cephesinden farklı bir uyarlama...
1.
Kaç yıl geçmiş tanışalı sahi? Yedi...
Bandırma Ekspresi bugünkünün aynı. Havasız vagonda kaloriferler yine fazlasıyla yakılmış, yükselen sıcaklık bulutu ile tiryakilerin sigara dumanı birbirine karışıyordu. İnsanlar yolculuk boyunca birbiriyle ahbap olmuş, telaş içinde mektup adreslerini, kartlarını değiş tokuş ediyorlardı.
Ayşe, bir gece evvel, tek başına yolculuk etmenin yeni birileriyle tanışmak için ne harika bir fırsat olabileceğini düşünüp çok heveslenmişti! Akşamdan elbiseleri arasından mavi kırmızı çiçekli basma elbisesini seçmiş, ütülemiş ve baş ucuna koymuş, sabaha kadar heyecandan uyku tutmadığından şişen gözlerini defalarca soğuk su ile yıkamış, ayna karşısında uzun saçlarının her telini özenle taramıştı...
O sabah yola çıkarken anası her zamanki bildiği tüm duaları okumuş, yolluk olarak hazırladığı sigara böreklerini kızının çantasına zorla tıkıştırmıştı. Kırkağaç’taki tüm yetişkin kızı olan aileler gibi Ayşe’nin de ailesi onu büyütürken baskıcı ve korumacı olmayı tercih etmişti. Ayşe’ye göre doğduğundan beri sakat olan sol bacağı da ona olan aile baskısının kat kat artmasının bir başka nedeniydi. Onun koskoca bir kız olduğunu ne ağabeyi ne babası hala anlayamamıştı, herhalde evlenene kadar da anlayacakları pek yoktu. O, sakatlığından dolayı dertlenmeyi çok gerilerde, çocukluk zamanlarında bırakmıştı...Üstelik de üzerindeki tüm baskılara rağmen ailesi yanında olmadığında oldukça rahat sayılabilecek bir kızdı. Mahalledeki ve enstitüdeki arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde bir anlatır, bin gülerdi.