« November 2007 | Ana Sayfa | January 2008 »

December 20, 2007

Müzikte statüko üzerine

Kulağa tamamen düzensiz gelen bir müzik parçasının (doğaçlama) heyecan uyandırma uğraşını takdir etmeye çabalamaktansa,

Tanıdık bildik bir müziğin notalarındaki ardışık düzenin kulağını okşamasını ve - eski bir dostla sohbet edermişçesine - aynı parçayı her dinleyişinde farklı hislere yolculuk edebilme mucizesini tercih ediyordu.

Bir beyaz saç teli...

Saçlarını genç kızlığından beri ortadan ayırmayı severdi
Tam da  orta yerinde saçlarının bir gün,
Bembeyaz bir saç teli serpiliverdi(!)
Ve bu çelimsiz tek tel bile çoğu gecelerde onun,
Yaş(ı) geçmeden hayatta yap(ıl)ması gerekenleri
Tekrar tekrar sorgulamasına yetti.

December 16, 2007

YAZ SUYU

Tomris Uyar’ın "Yaz Suyu" hikayesine , kadın karakter cephesinden farklı bir  uyarlama...

1.
Kaç yıl geçmiş tanışalı sahi? Yedi...

Bandırma Ekspresi bugünkünün aynı. Havasız vagonda kaloriferler yine fazlasıyla yakılmış, yükselen sıcaklık bulutu ile tiryakilerin sigara dumanı birbirine karışıyordu. İnsanlar yolculuk boyunca birbiriyle ahbap olmuş, telaş içinde mektup adreslerini, kartlarını değiş tokuş ediyorlardı.

Ayşe, bir gece evvel, tek başına yolculuk etmenin yeni birileriyle tanışmak için ne harika bir fırsat olabileceğini düşünüp çok heveslenmişti! Akşamdan elbiseleri arasından mavi kırmızı çiçekli basma elbisesini seçmiş, ütülemiş ve baş ucuna koymuş, sabaha kadar heyecandan uyku tutmadığından şişen gözlerini defalarca soğuk su ile yıkamış, ayna karşısında uzun saçlarının her telini özenle taramıştı...

O  sabah yola çıkarken anası her zamanki bildiği tüm duaları okumuş, yolluk olarak hazırladığı sigara böreklerini kızının çantasına zorla tıkıştırmıştı. Kırkağaç’taki tüm yetişkin kızı olan aileler gibi Ayşe’nin de ailesi onu büyütürken baskıcı ve korumacı olmayı tercih etmişti. Ayşe’ye göre doğduğundan beri sakat olan sol bacağı da ona olan aile baskısının kat kat artmasının bir başka nedeniydi. Onun koskoca bir kız olduğunu ne ağabeyi ne babası hala anlayamamıştı, herhalde evlenene kadar da anlayacakları pek yoktu. O, sakatlığından dolayı dertlenmeyi çok gerilerde, çocukluk zamanlarında bırakmıştı...Üstelik de üzerindeki tüm baskılara rağmen ailesi yanında olmadığında oldukça rahat sayılabilecek bir kızdı. Mahalledeki ve enstitüdeki arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde bir anlatır,  bin gülerdi.

Continue reading "YAZ SUYU" »

December 13, 2007

O

Ona bıraksalar (?)

(? kim bırakacaksa onu O'na, kendinden başka, aslında...)

Çocuk olup yeniden, "sek sek"i  seçer oyunlardan,
şu illa ki ortasına  "basmalı" dedikleri yuvarlakların bir kısmının "tam"  orta yerine basamasa da,

Mutlu olurdu...

Mulu olurdu ancak,kazanmaktan değil,

Sadece yapmak isteyip de yapabilmekten doğan bir mutluluktu bu,

"Genç" olup, sigara ve içkiyi  sözde "hiç sevmese" de aslında,
(neden sevdiğini itiraf edemediyse yıllarca?)
Ciğerlerinin canı  çektiğinde tüttürür iki derin nefes, yaşadığını hisseder,
Yuvarlardı içki kadehlerinden en sevdiklerini, yuvarlak hatlı göbeğine.

Aşkı hiç bilmese de,
Aşık olur,
Hem de en güzeli , hiç sebepsiz,
Yaşardı  birçok şeyi yeniden ve derinden...

Picture_2

Merhaba,
Yazılarım, hayatım siyahkugu.com'da "Hayatın tadını üzerine düşünerek cıkaralım." Yorumlarınız için: siyahkugu@gmail.com

Pınar