Hayata susamak...
İlk gözyaşlarımız, ilk ağlayışımızla başlar iletişimimiz hayatla.
Sonra öğreniriz hep yeni birşeyleri.
Çocuk işi bir oyun ve gerçekliğin yüz kızartan şamarlarıyla karışık.
Yaşar dururuz.
En bitmesi için hiç bir nedeni olmayanlar bitiverir bir çırpıda.
En güldüğümüz gecenin sabahında bağlarız karaları.
Yıllar çıkardığında gözlerimizin yanında kaz ayaklarını,
Bir gün,
Bağdaş kurup otururken buluruz kendimizi yalnızlığımızda,
Öyle sıkıdır ki bağdaşımız, çözemeyiz bacaklarımızı...
Sonra, doğduğumuz günün aksine gömülür bir sessizliğin içine,
Çığlık kıyamet geldiğimiz bu "hayata"
İronik bir şekilde
"Susarken" veda ederiz...

Yorumlar