Şüphe
Hilmi yatakta bir sağa bir sola döndü durdu saatlerce. Kafasını kurcalayanlar yüzünden bir türlü uykuya dalamıyordu. Düşündükçe işin içinden çıkamıyordu. Sıkıldı, ter içinde kaldı...
Yanında, üstüne örttüğü çarşafını boğazına kadar çekmiş mışıl mışıl uyuyan Hümeyra’ya ters bir şekilde bakarak doğruldu yatağında.
Anlaşılan o gece de bundan önceki geceler gibi yine uykusuzluğu galip gelmişti kendisine. Hilmi sıfırda takılmışken, uykusuzluk bir puan daha katmıştı hanesine.
Yataktan sessizce kalktı, odadan çıktı, kapıyı usulca çekti. Salona geçip biraz temiz hava almak için pencereyi araladı. Aklına hücum eden düşünceler ona bir türlü rahat vermiyordu.
Biraz gevşemek ve düşüncelerinin rahatsızlık veren hızını kesebilmek umuduyla buzdolabından bir bira çıkardı ve alelacele açarak ilk yudumunu aldı.
Nafile... Huzursuzluk hücumu kaldığı yerden devam etti. Hilmi elinde birasıyla bembeyaz duvara donuk bir yüz ifadesiyle dalıp gitti...
Evliliklerinin ilk yıllarından beri kıskanırdı karısını.
Alımlı ve güzel bir kadındı Hümeyra. Yuvarlak hatlarını ortaya çıkaran dekolte elbiseler giyer, dikkat çekmekten rahatsız olmazdı hiç. Sadece fiziksel özellikleriyle değil, hoş sohbeti ve entellektüel birikimiyle de girdiği her ortamda fark edilirdi. İstisnasız her erkek, onunla beraber olmayı arzuladığını bakışlarıyla belli ederdi.
Hilmi’nin kıskançlığına zamanla hain bir kardeş eklendi: Şüphe. Bu kadar ilgi çeken bir kadının onu er geç aldatma ihtimalinin olduğuna emindi. Kül yutmamak adına hep tetikteydi.
Bir akşam arabasıyla işten eve dönerken, radyoda ismini vermek istemeyen bir dinleyicinin Hümeyra’ya bir parça ithaf etmesiyle irkilmişti Hilmi.
Eve geldiğinde bunun hesabını sorduğunda karısı kahkahalara boğularak bu dünyadaki tek Hümeyra’nın kendisi olmadığını hatırlatmıştı ona. Karısının bu umursamaz tutumu ve konuyu alelacele kapatmış olması Hilmi’yi iyice işkillendirmişti.
Sonraki akşamlar radyodan karısına ithaf edilen şarkıların ardı arkası kesilmedi.
Üstelik, Hilmi bu rezilliğe yeterli tepkiyi vermediğinden olsa gerek, şerefsiz adamlar yüzsüzce isimlerini de veriyorlardı.
Burak’tan imkansız aşkı Hümeyra’ya Zeki Müren’den ..
Hüseyin’ten biricik sevgilisi Hümeyra’ya Sezen Aksu’dan ....
...
Hilmi tek Hümeyra’nın karısı olmadığını gayet iyi bilse de içten içe şüphelerinin boşa olmadığını hissediyordu.
Birkaç akşam üst üste radyodaki bu anonsları kaydetti ve bu kasetleri, silahını da sakladığı çekmecesine yerleştirdi.
Hümeyra gün geçtikçe işyerine daha dekolte kıyafetlerle gidiyor, akşamları mesaiye kalıyor, eve hafta içi dokuzdan önce dönmüyordu. Hilmi her akşam gizli numaradan arayarak karısının sesini duyana kadar işyerindeki telefonunu çaldırıyor, sonra hiç konuşmadan kapatıyor, böylece onun gerçekten orada olup olmadığını kontrol ediyordu.
Birkaç kere Hümeyra’nın işyerinde olduğunu iddia ettiği saatlerde aslında orada olmadığını yakaladı. Ancak karısının hazırda bir yalanı hep vardı. Hilmi’ye de inanıyormuş gibi yapmaktan başka çare kalmıyordu.
Ama içi içini yiyordu. Karısının kendisini aldattığından başka bir şey düşünemiyordu.
Bazı akşamlar gizlice işyerinin kapısına gidip karısını gözetliyordu.
Hilmi her seferinde karısının erkek arkadaşlarıyla samimi bir şekilde öpüşerek vedalaştığına tanık olmuştu. Defalarca Hümeyra’yı erkekler konusunda uyarmasına rağmen karısı karşı cinsle olan bu samimiyetinin modern iş hayatının bir gerekliliği olduğunu ileri sürüyor ve konuyu kapatmaya çalışıyordu. Hümeyra’nın başka erkeklerle olan samimiyetini yalanlamaması, aksine rahat bir tavırla kabul etmesi ve savunması Hilmi’yi delirtiyor, çoğu kez sakin başlayan tartışmaları şiddetli kavgalarla neticeleniyordu.
O geceki davette, yine Hümeyra’nın işyerinden arkadaşı Ahmet’le daldığı koyu sohbet, gece boyu attığı cilveli kahkahalar, Hilmi’yi çileden çıkarmıştı.
Gecenin sonuna doğru tatlı kaşığını yere düşürüp eğildiğinde masanın altında gördüğü sahneyle şok oldu! Karısıyla Ahmet, bacaklarını birbirlerine yumuşak yumuşak sürtüyorlar, sanki gizli gizli oynaşıyorlardı!
Hilmi sinirinden bayılacak gibi hissetti. Ancak ne orada, ne yol boyunca, ne de eve geldiklerinde kavga çıkardı. Sessizliğini korudu ve ne yapması gerektiğini düşündü...
O akşamdan itibaren artık karısının onu göz göre aldattığından emindi. Bu nedenle bu oyuna yeni bir taktik getirecek, Hümeyra’yı serbest bırakıyor gibi yapacak, onu iş üstünde tam anlamıyla yakalayana kadar da takip etmeye devam edecek, delillerini tamamlayacak ve sonra onu süründürecekti.
Ama akşamki samimi sahneler bir türlü gözünün önünden gitmiyordu işte. Karısıyla hesaplaşması bu kez hayalinde sürüyor, uyku tutmuyordu.
Birası bitti. Kalkıp yeni birasını buzdolabından aldı. Hümeyra’nın masa üstüne gelişigüzel bıraktığı çantası ilişti gözüne. Hilmi her gece didik didik karıştırdığı çantaya elbette o gece de bakacaktı. Birasını açtıktan sonra çantayı kucağına aldı. Daha yeni karıştırmaya başlamıştı ki buruşuk bir kağıt buldu. Kağıtta çirkin bir el yazısıyla şöyle yazıyordu:
“ Yarın gece Plaza Otel’de buluşup sabaha kadar sevişelim - Ahmet’in”
Notu okuduğunda Hilmi’nin midesi şiddetli bir şekilde bulandı. Saç köklerine yüzlerce iğne batırılıyordu sanki!
Henüz o geceki oynaşma kareleri gözünün önünden gitmemişken Hümeyra’yı bir de otel odasında Ahmet’in üstünde zevk çığlıkları atarken hayal etti ve daha fazla dayanamayacağını hissetti.
Oyun, daha fazla uzamadan bitmeliydi.
Koşarak çekmecesini açtı, silahını aldı, yatak odasına girdi, silahı Hümeyra’ya doğrulttu ve tetiği gözünü kırpmadan çekti!
İşte her şey bir çırpıda bitmişti. Hilmi, beyaz çarşaf kana bulandığında derin bir rahatlama, yıllardır tadamadığı bir huzur hissetti.
Gecenin sessizliğinde patlayan tabanca sesini duyan komşularının çağırdığı polisler geldiğinde, kapıyı sakin bir surat ifadesiyle açtı ve suçunu inkar etmedi. Zaten elindeki delillerin hafifletici sebep olacağından şüphesi yoktu. Polislere , sevk edildiği ruh ve sinir hastalıkları hastanesindeki doktorlara göstermek üzere o güne kadarki somut delillerini de yanına aldı.
Doktorlar, Hilmi’nin tüm ısrarlarına rağmen, dinledikleri radyo kayıtlarında Hümeyra ismini hiç duyamadılar...
Hilmi’nin bulduğu notta ise Hümeyra’nın Plaza Otel’de katılacağı bir eğitimin konusu dışında tek bir cümle dahi yazmıyordu.
Doktorlar, yaptıkları testler sonucunda Hilmi’ye ileri derecede Othello Sendromu tanısı koydular.
Hilmi’nin sandığının aksine, karısının onu aldattığına dair toparladığı deliller değil, sanrılarına yol açan bu hazin hastalığı cinayet suçunun hafifletici sebebi olmuştu.
OTHELLO SENDROMU: Jaluzik tipte bir sanrıdır.Kıskançlık oldukça güçlü bir negatif duygudur.Bu sendromun nüvesi seksüel partnerinin sadakatsizliğine inanmadır. Seksüel partner ile sınırlı olması dikkat çekicidir.Bu sanrının başlangıcı anidir.Öykü derinleştirildiğinde birkaç ay öncesinden şüphelenmelerin başladığı görülür.Bir gün hasta aniden partnerini sadakatsizlik ile suçlar.Bu inanış geçmiş olayların yanlış algılanması ve yorumlanmasına bağlıdır.Çok küçük ipuçları sanrıyı destekler.Hasta partnerinin her davranışını gözlemlemeye başalr.Genelde erkeklerde daha sık olarak görülür.Homisid, suisid, partnerlerin ayrılmaları görülür.


Yorumlar