« September 2007 | Ana Sayfa | November 2007 »

October 23, 2007

Acı

Yurekler

1-

Yine başladı

Duyuyorum.

Çığlıklar,

Sessizden tize doğru

Çoğalıyor.

Bir hiçliğe yitip gitmeye yazan isyan,

Kaskatı bir bedene bürünüyor

Ve niceliği nitelik kazanıyor...

2-

Kan kokularına sarılıp

Buram buram içlerine çeken,

İçi acıyan, canı yanan

Analar, babalar...

Oğullarının son kokusu

Kan ve ölüm kokusu:

Artık yok’un

Dün Var’ken şimdi Yok’un

O hazin kokusu

...

Ve feryatlar...

Ve figanlar...

3-

Çokşey”leri olan birilerinin oğlu Boston’a “medeniyet” öğrenmeye gitmişken

- Sanki medeniyet ülke değişince öğrenilebilecek şeymiş gibi-

Ölüm yine, ilk önce

Hiç bir “şey”sizi buluyor.

İnsanın yüzyıllardır bitmek bilmeyen hırsı,

İntikam dürtüsü,

Avucundaki her şeyi tek yavrusu olanları

Şimdi bir de yavrusuz,

Kimsesiz bırakıyor...

October 21, 2007

Gorz'u Düşlerken...

Andre

"Yakında 82 yaşına basacaksın. 6 santim daha kısaldın. Kilon da 45'e indi. Ama hep güzel, zarif ve çekicisin. 58 yıldır birlikte yaşıyoruz ve seni her zamankinden çok seviyorum. Göğüs çukurumda hep sadece teninden tenime geçen sıcaklığın doldurabildiği derin bir boşluk taşıyorum.”

El ele ömrünü geçirdiği karısı ile yine el ele ölümü seçen ve intihar eden Andre Gorz’un bu duygusal cümlelerini okuyan Dilek düşüncelere daldı. Beynindeki fikirleri kadar yüreğindeki sevdası da böylesine dolup taşan bir adamla hayatı paylaşmak ne harika birşey olurdu kim bilir!  İçten içe bir kadın kıskançlığıyla bu cümlelerin nasıl bir kadına yazıldığını merak ederek bilgisayarını açtı. Gorz ve şanslı kadın Dorine hakkında biraz daha bilgi toplayacaktı.

Continue reading "Gorz'u Düşlerken..." »

October 12, 2007

Beyoğlu'nda yeni nesil öpüşme

Pme
Kadın hararetle yapışmıştı adamın dudaklarına o gece,
Gözlerini kaskatı kapatmış, teslim etmişti gözlerini ve dudaklarını adama.

Oysa adam, o esnada,
Boştaki fal taşı gibi açık olan tek gözünü, masalarının yakınındaki merdivenden inen
hoş bir kadının gözüne yapıştırmıştı bile çoktan...

Zar

Zar

İncecik, altı yanı da benekli zarlarla kaplıyımdır.
Göremez hiç kimse ama ben doğduğumdan beri onlarla yaşarım.
Her sabah, sallar bir zarlarımı, öyle uyanırım:

Dört cehar ın bile denk geldiği azdır ama,
Ustasıdır oyununda artık benim zarlarım,
Ne gelirse gelsin şansıma,
Sayelerinde,
Civara neşe, cilve, umursamazlık, rahatlık saçarım.

İçimde ise hep yek sesleri çınlar çoğu zaman.
Öyle ya, gösterdiğimiz gibi hep günlük güneşlik değil ki yaşam:

(1) hüzünlü - (1) düşünceli
(1) endişeli- (1) öfkeli
...

Zarlarım değişmeli her gün.
Atılmalı hep yeni bir maceraya
Ne de olsa, gelmişiz bu dünyaya,
Bir umut, dü şeş'i görene kadar
Devam etmeli oyuna

...

Ah bu umut  da olmasa!

October 07, 2007

Şüphe

Phe

Hilmi yatakta bir sağa bir sola döndü durdu saatlerce. Kafasını kurcalayanlar yüzünden bir türlü uykuya dalamıyordu. Düşündükçe işin içinden çıkamıyordu. Sıkıldı, ter içinde kaldı...

Yanında, üstüne örttüğü çarşafını boğazına kadar çekmiş mışıl mışıl uyuyan Hümeyra’ya ters bir şekilde bakarak doğruldu yatağında.

Anlaşılan o gece de bundan önceki geceler gibi yine uykusuzluğu galip gelmişti kendisine. Hilmi sıfırda takılmışken, uykusuzluk bir puan daha katmıştı hanesine.

Yataktan sessizce kalktı, odadan çıktı, kapıyı usulca çekti. Salona geçip biraz temiz hava almak için pencereyi araladı. Aklına hücum eden  düşünceler ona bir türlü rahat vermiyordu.

Biraz gevşemek ve  düşüncelerinin rahatsızlık veren hızını kesebilmek umuduyla buzdolabından bir bira çıkardı ve alelacele açarak ilk  yudumunu  aldı.

Continue reading "Şüphe" »

October 01, 2007

Platonik

Perde

O akşam, karşı apartmanın kapısında ateşli bir şekilde birbirlerini veda öpücüklerine boğan çifti  gördüğünde Elif’in büyük gözleri sabırsız ve sitemkar birkaç damla yaşla doldu. Aşkın taze filizlendiği o ilk günlerindeki heyecanın, deliliğin, çoşkunun ve umursamazlığın hasretini duydu birden yüreğinin derinliklerinde.

Her sarıldığı aşkın alevinin böyle hızlı donmasının nedeni yüzyılımızın yeşertip gürbüzleştirdiği hızlı tüketim alışkanlığından mıydı, yoksa aşkın ömrünün bir takım yazarların yazdığı gibi zaten üç yıl olduğundan mıydı bilinmez, Elif, otuzlu yaşlarında başladığı her ilişkisine önce tarifi imkansız bir mutlulukla bulutların üzerinde başlıyor, ancak geçen yıllar ilişkisine olgunluktan ve şehvetten çok, lanet olası bir tıkanma ve yalnızlık hissi katıyordu.

Continue reading "Platonik" »

Picture_2

Merhaba,
Yazılarım, hayatım siyahkugu.com'da "Hayatın tadını üzerine düşünerek cıkaralım." Yorumlarınız için: siyahkugu@gmail.com

Pınar