Gorz'u Düşlerken...
"Yakında 82 yaşına basacaksın. 6 santim daha kısaldın. Kilon da 45'e indi. Ama hep güzel, zarif ve çekicisin. 58 yıldır birlikte yaşıyoruz ve seni her zamankinden çok seviyorum. Göğüs çukurumda hep sadece teninden tenime geçen sıcaklığın doldurabildiği derin bir boşluk taşıyorum.”
El ele ömrünü geçirdiği karısı ile yine el ele ölümü seçen ve intihar eden Andre Gorz’un bu duygusal cümlelerini okuyan Dilek düşüncelere daldı. Beynindeki fikirleri kadar yüreğindeki sevdası da böylesine dolup taşan bir adamla hayatı paylaşmak ne harika birşey olurdu kim bilir! İçten içe bir kadın kıskançlığıyla bu cümlelerin nasıl bir kadına yazıldığını merak ederek bilgisayarını açtı. Gorz ve şanslı kadın Dorine hakkında biraz daha bilgi toplayacaktı.
Gorz hiçbir kadına iki saatten fazla katlanamamasına rağmen Dorine’i llk gördüğü ve dansa kaldırdığı o soğuk kış gecesinde bir daha asla ondan ayrı yaşayamayacağını anlamıştı. Anlaşılan işi, düşünmek, fikir üretmek olan bu büyük filozof, ilişkinin ilk günlerindeki heyecan durulduktan sonra yaşanan monotonluğu hiçbir zaman hissetmemiş ya da aşk rutinini kırmayı, başka kadınlarla olmayı aklına bile getirmemişti.
Altmış yıl boyunca kesintisiz süren bir mutluluk...O günlerde Dilek, Emre ile güzel bir aşk yaşıyor olsa da, çevresinde yaşanan ilişkilerin ne kadar yavanlaştığını düşündüğünde böyle uzun süren bir mutluluk, inanılası gelmiyordu....
En yakın arkadaşı Tijen daha geçen gün sevgilisini bir başka kadınla yakalamıştı. İşyerinden arkadaşı Cem, evli ve çocuklu olmasına rağmen kat sekreteri Ebru’ya hiç çekinmeden her gün kırmızı güller yollamaktaydı. Amerikan özentisi “kurumsal” şirketlerin çalışanlarını kaynaştırmak, sosyalleştirmek için düzenlediği eğitimlerin gecelerinde hep içilir ve o gecelerde kimin eli kimin cebinde bilinmezdi...
Bu manzaraları aklından geçiren Dilek, Gorz ile farklı kuşaklarda yaşadıklarını, ve zaman ilerledikçe herşeyin kötüye gittiğini düşünerek içini çekti.
Bilgisayarının saatine gözü iliştiğinde kalkıp hazırlanma vaktinin geldiğini düşündü. Akşam yemeği için erkek arkadaşıyla Beyoğlu’nda eski bir Rus Restoran’ına rezervasyon yaptırmışlardı. Üstelik Emre, o gece Dilek’te kalacaktı.
Dilek, Gorz hakkındaki son yazıyı okumaya başladı. Yazı bu kez aşka dair değil, yaşamı boyunca savunduğu ve Gorz’u Gorz yapan düşüncelere dairdi:
“Çalışanlardan kaçı kimliğini işinden bağımsız olarak tanımlayabilir?",
"Çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz?"
“Sayılamayan, toplanıp çıkartılamayan, satılamayan ve satın alınamayan şeyler insan oluşumuzun ve mutluluğumuzun özüdür. Ütopya ne zaman başlar? Mesela bir sabah sevgiliyle biraz daha baş başa kalabilmek için işe gitmeyi reddetmekle...”
Bir sabah sevgiliyle biraz daha baş başa kalabilmek için işe gitmeyi reddetmek?...
Fikir Dilek’in hoşuna gitmişti... Daha fazla düşüncelere dalarsa geç kalacağını fark ederek toparlandı. Bilgisayarı kapattı,
alelacele üzerine siyah bluzunu geçirdi. Emre’nin en sevdiği mor eteğini ve topuklu ayakkabılarını giydi.
Hızlıca bir göz makyajı yaptı, rujunu sürdü. Ne de olsa sevgilisi bakımlı kadın severdi. Kahverengi dalgalı saçlarını da tarayıp çiçek kokulu parfümünü sürdüğünde artık Emre’le buluşmaya hazırdı.
Kapıyı kitledi, merdivenleri hızla indi, bulduğu ilk taksiyi durdurdu. Her saatte olduğu gibi o saatte de sinir bozucu bir trafik vardı. Evinden Beyoğlu’na sadece on dakikalık mesafe olmasına rağmen biraz rötarla, yarım saat sonra Galatasaray Lisesi’nin önündeydi. Geldiğinde Emre endişeli bir yüz ifadesiyle kol saatine bakıyordu. Kafasını kaldırdığında Dilek’i karşısında gördü. Sımsıkı sarıldılar birbirlerine. Birkaç ufak öpücükten sonra el ele koşar adım restorana doğru ilerlediler. Karınları çok acıkmıştı.
Yemek boyunca cümleleri bir an olsun hız kesmedi. Dilek için güzel sohbet edebilmekle başlıyordu ilişki. Ve aradığını Emre’de bulmuştu. İçkilerini tokuştururken o gece birlikte uyuyacaklarını düşünüp çocuk gibi seviniyorlardı. Birlikte heyecanlanmak, paylaşmak ne güzeldi!
İçtikleri sert Rus votkalarının da etkisiyle eve döner dönmez kendilerini yatakta buldular. Dönüş yolu boyunca Dilek’in aklında Gorz’un sevgiliyle olmak için işe gitmeyi reddetmekle ilgili cümlesi vardı.
Akşamdan Emre’ye fikrini söylemeyecek, saatini yine her zamanki kalkış saatlerine kuracak, ancak sabah olduğunda kulağına Gorz’un cümlelerini fısıldayıp işe gitmemeyi teklif edecekti. Emre’nin de ona uyacağından ve bir günlük de olsa işten vazgeçeceğinden zaten şüphesi yoktu. Tam da bunları düşünürken, Emre’nin göğüs çukurunda, teninin sıcaklığını hissederek uykuya daldı.
Sabah saat yedide cep telefonunun alarmı çalmaya başladı. Dilek yine gecenin bir yarısından sonra rahat ettiği gibi sağ tarafına kıvrılarak uyumuştu. Saatinin alarmını kapattı. Geceden baş ucuna koyduğu Gorz’un cümlelerini yazdığı kağıt parçasını eline aldı ve romantik teklifini yapmak üzere yatakta Emre’ye doğru döndü. Ancak Emre yatakta değildi. Dilek, tuvalete kalkmış olabileceğini düşünerek önce yatakta doğruldu, sonra koridordaki tuvalete doğru yürüdü. Tuvalette de değildi.
Salona geldiğinde yemek masasının üzerinde bırakılmış bir not buldu:
“Hayatım, gece aklıma işle ilgili önemli bir mesele takıldı. Erkenden işe gitmem gerekti. Gün içinde “nasıl olsa” konuşuruz."
Emre
....
pos

Yorumlar