Yaşanmamış okul günlerine ağıt...
Bundan tam on sene önce ilk defa ayak tabanımı hisseden yokuş,
Sitem etti bana, kafa tuttu geçenlerdeki ziyaretimde.
Kaktı kafama tüm yaşanmamışlıkları, -onca olasılığım varken oysa, yaşamak için,
Geri döndüm seneler öncesine,
Bu karşımdaki masmavi manzaraya rağmen bazen,
Nasıl sarmaşıklanırdı sıkıntılar, gizlerdi tüm parlaklığı...
Çektirmezdi huzursuz içim, o çimlerin mis kokusunu rahatça içime...
Neydi o sıkıntılar sahi, o güneşli olması gereken günlerimi gölgeleyen?
Sınav, aşk, hayat, ölüm?
Kim bilir...
O günkü sıkıntılar, artık yoklar.
O zamanki aşklar,
Artık "eski" aşklar...
Beklerken özlediğim sevgilimin bana sokulmasını,
Geçmek bilmez sandığım o zaman,
Geçti, gitti...
Sıra sıra,
Kayboluverdi o günlerde kurulan tüm hayaller,
Anı oldu her şey...
Tek tek,
El bile sallamadan,
Vedalaşmadan gitti hayallerim, anı olma telaşlarıyla...
Aklımla kalbiminin tutuştukları bilek güreşlerinde,
Kalbimin akla karşı mutlak yenilgileriyle
Yaptığım yanlışlarım
Düğüm düğüm hala boğazımda...
Hayat ise,
Devam ediyor işte,
Kimi gün kalın ve hüzünlü bir çello sesi,
Kimi gün geçmişten yüreğime seslenmek için dile gelen bir yokuşla,
Sanki beni yüzlerce kez yüzleştirmek istercesine,
Yaşanmamışlıklarımla...

Yorumlar