Hayat ve yakalamak üzerine...
Doğduk,
Ana sütünü bekledik doyurmak için aç karnımızı...
Ana kokusunu özledik,
Kucağa alınıp sımsıkı sarılıp sarmalanmayı bekledik.
Az büyüyünce, okula gitmeyi istedik,
Okul sıralarına düştüğümüzde ise tek aklımızdaki
Teneffüs zilinin çalmasıydı.
Bir an evvel dersin bitmesini, oyun saatimizin gelmesini bekledik...
Bir yıl daha hemen geçsin,
Doğum günümüz gelsin,
Yılbaşı olsun istedik.
Küçükken aslında hep, büyümeyi özledik.
Büyüdük,
Aşık olduk,
Yokluğunda, durup düşünmedik bile "yokluk" nasıl bir hismiş diye?
Çünkü sabit bir fikirle biz sadece o an, onun yanında olmayı düşledik...
Üniversite sınavı gelip çattığında, sınav geçip bitse de
Hemen üniversiteli olsam dedik...
Üniversiteye girdiğimizde ise tek aklımızdaki
Bir an evvel onu da bitirip iş hayatına girmekti
Çetrefilli mülakatlardan ter dökerek geçtik,
Bir kare bulmacanın "değişmez" kara karesi olduk
Şık ofislerimizde...
Bu kez de yoğun toplantılı haftaların çabuk geçmesini,
Cuma'yı ve
Hayalini kurduğumuz o tatillerimizi bekledik...
Ütülü gömleklerimiz üzerimizdeyken,
Sayfiyede paspal ve samimi bir yaşama,
Kırdaki papatyalarla kol kola yaşlanmaya özendik...
Hayat, yakalamaya çalışırken "hep bir şeyleri" aslında kaçırdığımız mı?
Yoksa "hep birşeyleri" yakalamaya çalışmanın ta kendisi mi?

Yorumlar