Yara
Şehir apartmanlarının çatılarında aç kalmış martıların iç kıyan sesleri çıkacak gibi olduğunda yüreğinden, hissedip susturuyordu.
İşte tam da o susturulan, hep bastırılan yerinde yüreğinin, açılsın mı, kapansın mı bir türlü karar veremeyen ikircikli bir yara çıkıverdi.
İlk gününde çıkmasının, oluk oluk kanıyordu yara. Tüm can toplanmıştı sanki küçücük yaranın içinde, kalp orada atıyor, ruh orada acıyordu.
Sonraki gün doğduğunda, ilkindeki o dayanılmaz şiddet hafiflemişti.
Hatta hafifçe kabuklanmasının üzerinin, tamamen iyileşeceği o huzur dolu günlerin ilk işareti olduğunu düşündü.
Fakat kabuklandıkça, kaşınmaya da başladı yara.
Kaşınmaya başladığı gün, o artık konuşamaz, gülemez, başka birşey düşünemez olmuştu,
Varsa yoksa aklındaki, kaşımaktı yarayı!
Engel olamadı yine içindeki martıların çığlıklarıyla uyandığı bir sabah kendine. Döndü yüreğine ve kaşıdı yarasını henüz tam iyileşmediği halde...
Kaşıdıkça tatlı geldi kaşıması ve koptu zaten az sertleşen kabuk, haşin, dur nedir bilmez tırnak darbeleriyle.
Ve açıldı yara, doldu yine yürek,kan tanecikleriyle...

Yorumlar