« April 2007 | Ana Sayfa | June 2007 »

May 28, 2007

Asmalımescit dilencileri

Snipshot_e4bg8q8a67o Asmalımescit'te bir sokak kahvesinde oturuyoruz.

Her bir masadan yükselen sesler, uğultulaşıyor masamıza geldiğinde...

Beyaz şaraplarını yudumlayan rahat kıyafetli turistler, öpüşen sevgililer, resimlerini satmaya çalışan ayyaş bir ressam...

Çiseleyen yağmur ardından güneş göstermiş yine yüzünü göstermesine ama hafif bir serinlik hala omuzlarımızı ürpertiyor...

Bir akordeon sesi bölüyor sohbetimizi.

Yaşlı bir karı kocanın, ortak cılız seslerinin "kalem ister miydiniz?" diye bölmesinden hemen sonra...

Akordeondan çıkan melodinin sahibi bir baba.

Yanında pembe tombul yanaklı bir küçük kız bebek, genç anasının kucağında, anasının elinde bozukluklarla dolu bir kap. Ailece dileniyorlar. Az önceki yaşlı karı koca gibi...

Ne tuhaf diye geliyor aklıma.

Asmalımescit'te o gün, her vicdana, her sevgiye hitap eden bir dilenci var.

Kimi bebek seviyor diye atıyor birkaç bozukluk akordeoncunun karısının elindeki kaba

Kimi de benim gibi saçları beyazlamış, kamburu çıkmış bir çifti oralarda görünce el ele, dayanamıyor işte...

May 21, 2007

Kilolarca insan üzerine...

"Şu insanlar da ne tuhaf" der annem hep: Evlenmediysen "ne zaman evlilik?" derler, evlenirsin bu kez "ee ne zaman çocuk?" diye birbirlerinin peşine düşerler. Sanki herkes robot gibi belli şeyleri sırasıyla yaşamak zorundaymışçasına...

Ben günümüz insanının- özellikle şirket/plaza çalışanlarının- başka bir tuhaflığına daha şahidim.

Kadın erkek hiç fark etmeksizin her gün hiç bıkmadan usanmadan, birbirlerinin dış görünüşlerinin şekli şemali üzerine konuşabiliyorlar.

Hele benim gibi yo-yo tipli biriyseniz-bugünlerde hoşuma giden bir tabir bu yo-yo:)- yani hızlıca birkaç kilo alıp verebilen biriyseniz tehlike altındasınız!

Ne tehlikesinden mi bahsediyorum? Yo-yo, selülit, varis vs değil bahsedeceğim tehlike, daha ciddisi : delirme tehlikesi! (Tabi delirmek sadece "bence" daha ciddi bir tehlike, anladığım kadarıyla estetiği daha ciddi tehlike olarak görenler de yaşıyor etrafımızda)

Herkes- çok samimi birileri olmasına gerek yok, sadece merhaba dediğim birileri dahil bu "herkes"e- sanki sözleşip beni cinnet anına adım adım yaklaştırmak istercesine sohbetlerine (onlar için sohbet bu (?) ) şöyle başlıyorlar:

"A aa sahi sen kilo mu aldın?"
"Süzülmüşsün sanki biraz, ya sen kilo mu verdin?"

Ve aynı gün içinde bu iki farklı ve açıklama yapmanın (benim vücudum bu, kime ne?)  aslında bir o kadar da anlamsız olduğu soruya cevap vermeye çalışıyor, delirmeye direnişçi bir ruhla konuyu hızla kapatmaya çalışıyorum:

"Almadım?"

"Evet aldım"

"Hayır ,Vermedim..."

Ama dedim ya, bir kere sözleşilmiş, uzlaşılmış bir ruh sağlına kasıt söz konusu.

Israrla koyu! sohbetimiz dinmiyor hatta şiddeti artarak şöyle devam ediyor:

" Yok yok, almışsın sen, dikkat et..."
" Yok, yok, vermişsin sen kesin, bak bir tartıl göreceksin...."

????

Bu kez sessiz kalıp, bir gülücük atıp karşımdakine hızla ortamdan uzaklaşıyorum.

Çünkü kalçamdaki, bacaklarımdaki, göbeğimdeki, kollarımdaki yağlarımı,  bazen sabahları sadece tuvalette görüp ofis ortamlarının mecburi sosyalliğinde "Merhaba" dediğim birileriyle tartışmak, vücudumla ilgili sorulara cevap vermek zorunda olmak bence çok saçma?

Çünkü eğer hızla uzaklaşmayıp bu saçmalığın ortasında bir dakika daha durursam gözümün kararacağını ve o kişinin suratına bir güzel sana ne? diye bağıracağımı hissediyorum. Ve elbette iş ortamında bu hiç de hoş karşılanacak bir davranış olmaz...

Sosyalleşmek uğruna verilen mücadelede,  edilen iki çift lafta da karşındakinin vücudundan dem vurmak bence en büyük asosyallik göstergesi.

Radikal'de bir köşe yazarı bu konu üzerine daha önce yazmıştı. "Etrafımdaki konuşmaların çoğu kilo üzerine  başlıyor... Sanırım artık insanlar birbirleriyle konuşacak birşey bulamıyorlar..."

Katılıyorum. 

Sanırım insanlar şunun farkında değiller :

1- Susmak da aslında konuşmak kadar iyi birşeydir. Çünkü sustuğunda düşünebilirsin ? / Tabii her daim konuşmanın şart sanıldığı, hatta gürültüde en yüksek sesi çıkararak diğerlerini bastıranların başarılı görüldüğü  zamanımızda çeneyi tutmak zor zanaat...

2- Aynı espriye tepki olarak verilen küçük bir tebessüm veya ışıltılı içten bir bakış çoğu zaman düşünmeden dile getirilen basmakalıp 3-5 cümleden daha yakınlaştırabilir insanları. / Şayet sosyalleşmekse amaç...

May 17, 2007

Politik Kurbağalar

72417870

Sırtlarındaki tiksindirici yapışkan ıslaklıklarını

Üstlerine geçirdikleri uzun kuyruklu “şık” frakların altına saklayan

kurbağalar var dört bir yanda...

Hiç açlık çekmeyen karınları ile bir "sağ"a, bir "sol"a zıplıyorlar

Bir nilüfer yaprağından, daha rahat olan bir diğerine

Kıvrak ama kaypak manevralarıyla

Hepsi farklı tonlarda çirkin sesleriyle,

Ama hep benzer cümlelerle...

Mutluluk "elindekiyle yetinmekse",

Ve yetinebileceğimiz bir bu kurbağalar kaldıysa

Vay haline mutluluğumuzun...

May 13, 2007

Yaşamak

Deniz kenarında güneşi batırırken içtiğin o "ilk" akşamüstü birasıyla mutlu olmak,

Hazır orada hayal kurmak kolayındayken denize nazır bir ev düşüne kapılıp da, o düş gerçeklerşirse  bir gün, "alkolik" olabileceğinden korkup düş içinde düş yaşamak

Ya da  karnın çok açken bir esnaf lokantasının kapı önüne attığı kıçını acıtan tahta sandalyelerde oturup
dünyanın en güzel yemeğini yediğine ikna olarak aç karnını doyurmak,

Okuduğun kitabın cümlelerini yazan o adamda, bir tek sana özel sandığın hislerin aynısını bulabilmek,

Baktığın etkileyici gözlerin sahibinin dudaklarından,  tam da istediğin, beklediğin cümleleri duyduğunda aslında beklemenin heyecanının daha güzel olduğunun farkına varmak...

Dostlarınla hayatın zaten içindeyken beraberce daha da içine bakmak. Derinlere dalmak...

Ya da dostların yanındayken
Ve dışarıdan bakıldığında hiç mi hiç söylenmemen gereken bir anda
Söylenmek içten içe, sonradan da vicdan azabı çekmek bu nedensiz iç söylentilerinden dolayı...

Ya da sessizce "o" anda, tam da aslında  mutlu olduğun "o" anda
Birden bire,

Yok olmak istemek,
Tek olmak istemek,
Alıp başını gitmeyi isteyebilmek sebepsizce...

Ben'cilik

Bencil'lik....

Ve çelişki

Yaşamak....

Picture_2

Merhaba,
Yazılarım, hayatım siyahkugu.com'da "Hayatın tadını üzerine düşünerek cıkaralım." Yorumlarınız için: siyahkugu@gmail.com

Pınar