DD!
Bir adam var hala hayatımda, çocukken tanıştığım
Ve ilginç olanı hikayenin, o varsa da yoksa da, hiç mi hiç vazgeçemediğim...
Bir kadınsan eğer beni okuyan, ve merak ettiğin mesela elleriyse eğer bu erkeğin, hemen söyleyeyim, lekeli, buruşuk ve yumuşak deriliydi elleri.
Öyle ki o konuşurken bazen, ellerini tutup derisinin buruşukluklarıyla kendi ürettiğim oyunları oynardım hatta
Tabi çaktırmadan ona, aklım sıra...
Sıkardım ince kemiklerinden sıyırarak lekeli derisini, ama kalırdı derisi olduğu yerde, sıktığım gibi...
Ve oyunumun bittiği o an, onun, artık, yaşlı olduğunu anlardım!
Bir erkeksen eğer beni okuyan, ve merak ediyorsan o erkeğin benden başkalarıyla olan ilişkilerini, sana kısaca diyebilirim ki severdi güzel kadınları, ve severdi güzel kadınlar tarafından çok sevilmeyi...
Gün batarken başlardık onunla derin bir sohbete, güzel kadınlar arasından tek geçerek seçtiği 'hayat eşinin' diktiği ortancaların içinde...
Balzac senin, Mayakovski benim derken, irkilirdim aniden ölümsüzlüğün hasretiyle yanan gözlerinin feriyle!
Hiç 'yaşlı' değildi o ellerin sahibi, felsefeden, edebiyattan ve hoş sohbetin birleşiminden keyif dolmuşken ya da iskambil kağıtları arasından 21'e en yakın sayıyı elinde heyecan içinde tutarken!
Her kimin eli çekilse yaşıtları arasından, hiç 21'e ulaşamadan birden,
Ve görse ağlaşan insanları peşinden,
'Deli mi bunlar yahu' derdi, 'ağlamak niye ki ölüme bu kadar içten?' zira hepimiz öleceğiz zaten,
Hak versem de şaşarak bu sözlerine büyük hayranlıkla 'o yaşarken',
Anladım ki çok bile azmış ağlamalarım o öldüğünde
Hayatıma yön verebilen 'yegane' o erkeğe...
Dedeciğime...
--Onun gibisi olmadı hiç...


Yorumlar