« October 2006 | Ana Sayfa | December 2006 »

November 22, 2006

Şehirinsanıyızbiz

Şehirinsanıyızbiz insanlardan

Her sabah egsoz ve sigara dumanlarını soluduğunda uyanan

Çocukluğundan itibaren 'olması gereken'leri olan ve

Büyüdükçe de hep 'yapması gerekenleri' yapan

Ne aradığını bilmediği için hiç bulamayan

Sadece emeklilik düşlerinde hasret kaldığı huzurlu doğaya kavuşan...

November 17, 2006

Ofisinsanıyızbiz

Ofisinsanıyızbiz insanlardan

Her sabah güç vedalaşan çarşaflarından

Başka bir hayatın düşlerinde yaşayan çoğu zaman

Ama düşlerine hep uzaktan bakan

Çünkü onları gerçek kılacak cesareti yüreğinde bulamayan ....

November 14, 2006

Arkadaşımın arkadaşısın...

Bir reklamda arkadaşını seçebilirsin ama 'arkadaşının arkadaşını' seçemezsin diyor şu sıralar,

Peki ya birleştirirsek  'bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim?' ile?

Arkadaşım ben isem, onun da arkadaşı oysa,

Aslında seçme şansımız olmasa da, onlar biz olmaz mıyız ?

Olamaz mı onlar belki de bizim kendimize bile itiraf etmediğimiz yönlerimiz, örtülediğimiz?

Aşk- (n+1). ?

Aşk, tam da gerçekleştiği anda, aslında çoktan gitmeye yüz tutmuştur, elinde apar topar toplanmış bavuluyla

Sinsi ve hırsız o misafir gibi Victor Hugo'nun 'Sefiller' romanındaki,

Bavulunda kaçırır kederlere boş veren o heyecanlı ruhunu ...

Sen henüz daha yoldan yeni gelmiş bir yol yorgunu sanarken onu,

Çoktan çıkmıştır yola o  gezginci huylu, bir başka bedene doğru,

Tattırmak için, her şeye rağmen ' yaşanılası ' o  derin deşarjlarla bezeli salt mutluluğu...

Aşk- n. ?

Aşk kimdir? kimindir? kimin içindir?

Bu sorular öyle değişken ve öyle geçici ki..

Aşk denilen şey heyecandır belki herkes için

Herkesin bir kısmı farkında değilse de daha,

Ve belki göze göz, kalbe kalbeliktir saatler, günler süren sohbetlerdeki...

Gövde ve ten, ruh ve deneyimin ta kendisidir

Ayrılır ve sıyrılırken şimdiye dek denenen her şeyden,

Sarsarak geçer gövdemizi olduğu kadar vücudumuzu,tenimizi,tinimizi....

Aşk...

Aşk dediğimiz şey,

Akıl ve gövdeden,

ve dahası

tinden

bağımsız

birşeydir,

benim için,

anlık

ve özgür

olması

gereken...

yoksa

hiç

gerçekleşmeyen...

gerçekleşmesse de

nefes alamayan yani

yaşamayan...

November 10, 2006

Aşk var mı? "Yok"sa yaratılır mı?

Aslında sadece arayışındayken bulunan bir şey midir aşk?

Yoksa aniden de karşımıza çıkabilir mi hiç bir beklentimiz olmadığında?

Peki dillere destan olabilecek büyük "aşk"ımızla "aniden" karşılaştığımızda sırf o sırada onu aramıyor oluşumuzdan dolayı kaçırabilir miyiz acaba?

Ya da bulmamızın tek sebebi aslında onu aramamızken hayatımızın "ani ve büyülü" aşkı mı ilan ederiz bulduğumuzu?

Arama sürecinin monoton sonucu olan bir şeyleri süslü düşlerle bezeyerek mi mutluluk ve heyecan dağıtırız soluk ve yorgun kalbimize? Adını "aşk" koyarak?

Hissedeceklerimiz ve boyutu da kalp yerine beyinde mi başlar ve biter aslında, tezat gibi görünse de acaba?

November 05, 2006

İlk karın tadı...

Kar yağıyor bugün ve bembeyaz oluyor tozlu sokakları İstanbul'un birer birer,
Manzara bembeyaz, ve heyecan verici, her "ilk" gibi
Üşütüyor  sert ve kızıllaşan korunmasız ellerimizi verirken sinsisinden bir zevk kalbimize
Ertesi gün başını uzatan güneşle kayboluyor tüm büyü
Tekrar gerçek yüzüyle İsanbul doğruluveriyor gözlerimizin önünde
Çamurluya dönüşen tozlu sokakları ve bastıkça sular sıçrayan kırık taşlı kaldırımlarıyla... İkinci bir "ilk" olamayacağından,
Biliyoruz ki  bir sonraki karın zevki sinsi ve dayanılmaz olamayacak asla ilki gibi...
Her "ilk" gibi...

Picture_2

Merhaba,
Yazılarım, hayatım siyahkugu.com'da "Hayatın tadını üzerine düşünerek cıkaralım." Yorumlarınız için: siyahkugu@gmail.com

Pınar