Barış Nerede?
Yanlışlıkla ilk yazdığım yazıyı sildim (sakınan göze çöp batar(!)), sonradan hatırlamaya çalıştım, ama malumunuz hiçbir şey ilki kadar güzel olmuyor:(
Neyse, özetle aşağıdakilerdi bahsetmek istediklerim Ayvalık dönüşü feribotta bu "tutsak barış"ı çağrıştıran fotoğrafı çekerken:
Bu hikayesi değil bir delikanlının Barış adında, kurumsallıktan daralıp da kaçamak bir dünya turuna çıkan
Bu Barış, yazık ki gerçek Barış hızla uzaklaşan insanlığımızın omuzlarından...
"Paralı, büyük ve gelişmiş" adamların "sözde" koruyucu silahlarına teslim olmuş Irak, Lübnan... Adamlar öyle büyükmüş ki "Barış" kaçmış ardına hiç bakamadan. Sivil aileler bağlanamaz olmuşlar eskisi gibi çoluğa çocuğa, eşe dosta kendi kanlarından, canlarından olan. Çünkü öğrenmişler ki aralarından birinin vücudu parça parça olabilir bir diğerinin gözlerinin önünde ve yok olabilir tüm iyi niyetli düşler beraber kurulan, el kadar bir bombanın sesiyle, her an...
Çin'li yeni kuşakla komünizm arasından da uzaklaşmış Barış. "Para -para- para" der olmuş sarı tenli, çekik gözlü minik çocuklar. Mao ismini "son model" dolma kalemlerinin incecik ama sivri uçlarıyla karalamaya başlamışlar. Öğrenip de kapitalizmi ve gücünü, yeneceğiz Amerika'yı yazıyor olmuşlar kuşe kağıtlı defterlerine, henüz ilk çocukluk şiirlerinin nakaratlarında...
Düşünenlerle düşünmeyenler arasından da kaçıp gitmiş Barış, düşünce tutsaklaştırıldığında parmaklıklar ardında. "Düşünmeyin sakın, boş verin!" diyenlerin mutlu gölgesi gittikçe büyür olmuş geniş ekran televizyonların karşısında. Ve dolambaçsız, dümdüz hayatlarının tadına kolay varır olmuş bu gölgeler, tüketirken tıslayan Coca-Cola'larını buzlu/limonlu bardaklarında....


Yorumlar