« September 2006 | Ana Sayfa | November 2006 »

October 27, 2006

Ayrılıyorum...

Img_1297

İstanbul, senden ayrılmaya artık kararlıyım.

Cihangir’ini, Nişan taşlarını, mescitlerden asmalısını, yere batanı,çıkanı, ‘Boğaz’ına düşkün insanlarını, ‘Bebek’ini tanıdığıma inan çok sevindim.

Ancak burada, Bitez koyunda , senin tozlu ve durmak dinlenmek bilmeden  kırılıp yeniden yapılan kaldırımlarında yıllardır aradığım kendimi buldum. Ve bence insan, kendini bulduğu yerde yaşamalı tek hayatını...

Üzücü bir ayrılık bu, her ayrılık gibi , ama söyledim ya, bu sana son mektubum...

 

Buraya yerleşip Muğla’lı cocuklara okuma yazma öğreteceğim, boş vakitlerde atölyeye gidip minik evime seramikten tabaklar, ahşap  tahta peçeteliklerime rengarenk çiçek desenleri  yapacağım

Hava güzel olduğunda fosforlu pembe begonvillerin arasında yapacağım huzurlu uzun yürüyüşlerimde terleyip, en beğendiğim koydan koyulu açıklı maviliklerine tertemiz denizin ‘cuuuppp’ atlayacağım...

Akşamları yemeğine göre birkaç kadeh beyaz ya da kırmızı şarap içeceğim manzaraya karşı...

Bahçemdeki meyve ağaçlarımdan topladığım (mesela şimdi nar var) mevsimine ve keyfime göre meyvelerle keyif çatacağım yemek üstüne...

 

Erken yatıp, erken kalkıp, beslediğim gürültücü tombul  tavuklarımın mahsülü taze sıcak yumurtaları haşlayıp yanına da kendi el yapımım kepekli&cevizli  taze ekmeklerimle yapacağım kahvaltımı...

Günlerim hiç kararmayacak içim gibi, ışıldayacak...

 

October 17, 2006

Sanatçı olmak zor buralarda...

Images_1  49_jpg

Hep didişen, didiştikçe çirkefleşen sağ ve "sözde" solumuz uzlaşıverdiler geçen hafta birden, meyve veren "bizden" bir ağacı taşlamak söz konusu olduğunda.İştahları kabardı adeta!

En prestijli ödüllerden birini aldı yazarımız Pamuk bileğinin hakkıyla, ama sanatı yerine vatan hainliğini tartıştık durduk yine sayfalarca.

Tek dileği ülkesindeki topraklarda koca bir çınarın altında gömülmek olan mavi gözlü devimizi de devirdik böyle vakti zamanında. 3 Haziran 1963'ten yıllar sonra  20. yüzyılın dünyaca ünlü şairiymiş der olduk yaratıcı beyni toprak, sanatçı masmavi gözlerinin ise ışığı tamamen sönmüş olduğunda.

Tarih,tekerrür ?!? ...

Sanatçı, vatan haini ?

Sanat?

Hapislerde, sürgünde, taşlarda ana yurdumuzda ? ...

October 11, 2006

Uz? Us?

Sohbetlerde tahta  masadaki, bu kadar mı uzlaşılmaz bazen ama uslaşabilir

Uslaştıkça da böylesine derinleşebilir iki insan?

Aynı masada olmamız uslarımızdan belli ki, uzuvlarımızdan değil

Az gelip uz giden....

Biranın halleri

Img_1219

Bir tane biramız var, güneş batarken...

Fark ediyorum  ki koyu sohbetlerimizde, seninle şaşırarak,

Aynı biranın bile her ayrı yudumunda aslında, ne de çok çeşitli hali var (!)

Seninle içilen ilk ve son yudum o tek şişeden,

Biranın tüm halleri içinden seçtiğim favorilerim benim..

Önemli?

Yaşlansam da gün geçtikçe, "ben" olmaktır bence benden de yaşlılıktan da daha önemlisi...

October 09, 2006

Barış Nerede?

391_img_0933_1

Yanlışlıkla ilk yazdığım yazıyı sildim (sakınan göze çöp batar(!)), sonradan hatırlamaya çalıştım, ama malumunuz hiçbir şey ilki kadar güzel olmuyor:( 

Neyse, özetle aşağıdakilerdi bahsetmek istediklerim Ayvalık dönüşü feribotta bu "tutsak barış"ı çağrıştıran fotoğrafı çekerken:

Bu hikayesi değil bir delikanlının Barış adında, kurumsallıktan daralıp da kaçamak bir dünya turuna çıkan

Bu Barış, yazık ki gerçek Barış hızla uzaklaşan insanlığımızın omuzlarından...

"Paralı, büyük ve gelişmiş" adamların "sözde" koruyucu silahlarına teslim olmuş Irak, Lübnan... Adamlar öyle büyükmüş ki "Barış" kaçmış ardına hiç bakamadan. Sivil aileler bağlanamaz olmuşlar eskisi gibi çoluğa çocuğa, eşe dosta kendi kanlarından, canlarından olan. Çünkü öğrenmişler ki aralarından birinin vücudu parça parça olabilir bir diğerinin gözlerinin önünde ve yok olabilir tüm iyi niyetli düşler beraber kurulan, el kadar bir bombanın sesiyle, her an...

Çin'li yeni kuşakla komünizm arasından da uzaklaşmış Barış. "Para -para- para" der olmuş sarı tenli, çekik gözlü minik çocuklar. Mao ismini "son model" dolma kalemlerinin incecik ama sivri uçlarıyla karalamaya başlamışlar. Öğrenip de kapitalizmi ve gücünü, yeneceğiz Amerika'yı yazıyor olmuşlar kuşe kağıtlı defterlerine, henüz ilk çocukluk şiirlerinin nakaratlarında...

Düşünenlerle düşünmeyenler arasından da kaçıp gitmiş Barış, düşünce tutsaklaştırıldığında parmaklıklar ardında. "Düşünmeyin sakın, boş verin!" diyenlerin mutlu gölgesi gittikçe büyür olmuş geniş ekran televizyonların karşısında. Ve dolambaçsız, dümdüz hayatlarının tadına kolay varır olmuş bu gölgeler, tüketirken tıslayan Coca-Cola'larını buzlu/limonlu bardaklarında....

Seninle olmak

Kopru

Seni düşünmek derin derin, oysa ki sen, yanıbaşımdayken...

Köprü üstündeyken hep açılan camımızdan esen Boğaz'ın serin rüzgarı yüzümü okşayıp omuzlarımı titretirken

Seni düşünmek yıllar sonra yeniden, yanıbaşımdaki vitesteki "kontrolsever" ellerinden birini tutarken

Sormak sonra içten bir merakla  "geçtik mi acaba sıkıntılı upuzun köprülerden?"

Açılan camımızdan sızan ışıklı manzarada dalıp gitmek gürültünün içindeki derin ve yalnız sessizlikte

Anı yakalamaya çalışmamak ama anı yaşamak beraber, Gündüz'ün dediği gibi

Ve derin bir "oh" çekerek sevmek yaşamayı yeniden

"Of" çektiğim gecelerin huzur verici gündüzlerinde!

October 06, 2006

Çocuksun sen "çocuk"

Bir küçük çocuk gördüm bu sabah,

Çocuk olduğunun farkında değildi daha pek çokları gibi...

Gözleri uykulu, kafası ise bir çocuk için fazla dalgın ve düşünceli gibiydi sanki,

Taşımaya çalışırken aynı elinde bir torba ile bir beslenme çantası,

Ve sırtında sırtından büyük kitaplarını...

October 01, 2006

Güzel kimindir?

Kahve

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı olduğu zamanlarda insanlar,

Güzele güzel bile diyemezdi güzel onların olmadığında

Şimdi ise 2006 yılında,

Güzelin onların olma ihtimali sıfır bile olsa

Belki benim olabilir der oldu insanlar "güzel" için,

Parası, sıfatı, viskisi ve cesareti var

Ama aklı yoksa!

Boşalan Efes şişeleriyle hayatı doldurmak üzerine....

Efes_1 

Efesseverlerdenim üniversite yıllarından beri, buz gibi soğumuş ve terlemiş, kahverengi tombul vucütlu şişesinden içmeyi severim hem de!

Ben büyüdükçe büyüyen içten bir sevgiyle bağlıyım ona

Tıpkı olduğu gibi hayatıma katılmış olan tüm eski/yeni can dostlarımın da hayatında

Yeni bir sloganı var bugünlerde, yıl 2006

"Aslında hayatınızı dolduruyoruz" diyorlar...

Doldurdukları hayatımız mı gerçekten,

Yoksa hepimizin hayatı mı aslında boş olan?

Picture_2

Merhaba,
Yazılarım, hayatım siyahkugu.com'da "Hayatın tadını üzerine düşünerek cıkaralım." Yorumlarınız için: siyahkugu@gmail.com

Pınar