Ana Sayfa | October 2006 »

September 29, 2006

Keşke? Neden?

Darphane

Keşke demeyi de sevmem geride bıraktığım yarım kalmış mutluluklar için

Sevmesem de söylediğim zamanlar olduğunda mantıksızlığı burar da burar içimi çünkü

Bana dolaylı da olsa uzaklaştığını hissettiren kişilerin belli ki açıklamak istemedikleri "haklı" nedenlerini de sorgulamayı hiç sevmem

Oysa ki çok da sevmeme rağmen "Neden?" li sorgulamaları hayattaki...

Acıtan Üretkenlik

Angelica

Acıdan kaynaklıdır üretkenlik çoğu kez

Hatta engellenemez derinlikteki acılardan doğmaz mı en güzel notaların erittiği senfoniler hep?

Ama iyidir bence durağan kısır ve huzurlu bir monotonluktan

Acıtsa da, canımızı çok yaksa da...

İçimize akıtsa da gözyaşlarımızı dışavurumdan kaçtığımızda

Üretkenliktir tercihim sevmesem de içimin derinden acımasını...

Tercih etmek "şart" bir dayatmaysa metropolitan hayatımızda

September 28, 2006

Düşler-1

Dusler

Bir çığlık koparsam ve kaçsam uzağa, mal mülk filan hiç almadan yanıma...

Kurtulsam şu boğucu dört duvara kıstırılmışlıktan

Karışsam maviliklerle yeşilliklerin kudretli kollarına, özgürleşsem derinliklerinde karmakarıştıkça

Güler yüzlü kıvırcık bir kuzuya biberonla süt içirsem o melerken heyecanla

Sonra turuncu altıgen bir uçurtmayı havalandırsam sapsarı saçlı pasaklı yüzlü bir köylü çocuğunun yanında

Uçuversem uçurtma misali, ufalsam da havalansam ilk hedef köpüklü bulutlara

Ve kaybolsam aralarında

Ne olurdu sanki!

Düşler-2

Cuba

Bir çığlık daha koparsam ve yine kaçsam uzağa, mal mülk filan hiç almadan yanıma

Kurtulsam şu dört duvar yapayalnızlıktan

Kaçıp da tekrar gözümü açtığımda bir de baksam neredeyim?

Küba, Havana...

Giymişim pembe taytım üstüne dapdar bluzumu

Umrumda mı dünya, tek umursadığım sokaklarda duyduğum binbir nota!

Salınırken çoşkuyla bir sağa bir sola

Elime alıyorum içtiğim mis gibi nane dolu mohitolardan sonra bir de "cilasına" bira

Gece de  tüttürüveriyorum kapkalın bir  puro , "Double Corona" adında,

Nasyonel Hotel'e giderken sol koldaki  "La Roka" restoranında...

Sanki şeker tadında!

Puroların şeker gibi tadı aslında Küba'nın "özgür" hayatında!

Mutluluk

Beybi

Gömleğinin cebinde unutulmuş bozukluklar bulmak ay sonunun cep delik cepken delik günlerinde

Ya da bayat sevdiğinden bisküviyi bayatını yakaladığında duyduğun şey bu mutluluk dedikleri

Bazen çok kolay elde edilen, sütle doymuş bir minik bebek için kolay olduğu kadar

Bazen de günlerce kaçıp kolay geri gelmeyi bir türlü ! bilemeyen

September 22, 2006

Yaşamak

Salncak

Yaşamak,

Sıcacık kumların üzerinde çocuklar için iliştirilmiş salıncakta bir ileri bir geri sallanırken yüreğinde heyecanla

Ayak parmaklarının arasından akıtmaktır kumları, tek tek...

Çocukluğunu düşlerken yeniden.

Yaşamak,

İnsanları olduğu gibi sevmeyi bilmek ve hiç hayıflanmamaktır onlar neden böyledir diye.

Yaşamak,

Çalışmak ve tatmin olmaktır ortaya çıkardıklarından

Yaşamak,

Ayırd edebilmektir , farkında olabilmektir, gerçekten yaşam olabilmesi için...

Vakıf

Yokus

Tam da yokuş yukarı gelindiğinde sadece sola dönülünce ulaşılır sana

Kalplerin vakıflarından geçmeden daha

Dönüşte de demektir ki bu, gideceksin 3 kere yüreğinde hüzünle sağa...

Sağı hiç sevmem oldum olası,

Hayatın yokuşlarından aşağı inmeyi de....

Us

Kitap

Okuyan “Us”

Dipsiz, ensiz hayalperest bir okyanus...

September 21, 2006

Eylül

391_eylul

Soğudu artık tamamdır güz derken

Güneşli bir sabaha içini açarak uyanmak Eylül

Askeri darbe haberini annenden alarak

Yüreğinin derinliklerinde hissetmek bazen, hiç göremesen de o günleri

Eylül...

Tam bitti derken

Yeniden başlamak

Ve ne yazık ki kışı beklediğinin farkında olmak

Eylül

Hüzünlendikçe mutlu olmak dostlarının doğdukları günlerde

Ve mutlu oldukça hüzünlenmek onları kaybettiğinde...

Seçmenin tutsaklığı

Esek

Çocukluktan başlar  bir seçimler silsilesi ve hiç yakamızı bırakmaz...Horoz şekeri mi yemeliyim yoksa elma mı (üüüff ikisi de ne kadar lezzetli görünüyor!!) , annemimi daha cok seviyorum yoksa babamı mı (acaba hangisini seçmeliyim, kalp kırar mıyım?), o okulu mu kazanmalı  yoksa diğerini mi (ne farkeder ben gezmek tozmak istiyorum aslında...) , sarışın çocugun kolları mı daha şefkatlidir yoksa yoksa esmer olanın mı (sarışın da pek "iyi" huylu ama esmer daha mı "yakışıklı" ne??) , o iş mi yoksa bu iş mi (hangisi daha çok para verir acaba, neticede para için çalışmıyor muyuz şu dünyada), o şık mı yoksa bu şık mı (ne biçim bir test bu sabah sabah ben eve gidip uyumak istiyorum ) !!!....? Uzayıp gider, biri biter bir diğeri başlar... Uğraş, didin, dur,dikkatli düşün, karar ver, stres, geril, offla puffla, sonunda ohhla ama tekrar ah'la belki bu kez!!!... Üstelik bazen seçtikten sonraki rahatlama da kısacık sürer, yerini pişmanlığa bırakır rahatlama, bir "kendini avutma" devresi öncesinde... Yoksa diğerini mi seçmeliydim kemirir insanın beynini eğer mutlu değilsen bu seçimde ...

Sürer gider, iyi seçim, kötü seçim, hay allah yine kötü seçim, bak ama kesin bu doğru seçim derkeeeeeeeeeen tüh ya yine mi yanlış karar!!!! Yanlış derken bir de bakarız aslında doğrunun ta kendisiymiş elenen...

Daha kötüsü, (acaba  iyisi mi demeliyim, en azından seçim "şansı" var diye, burda da bir seçim söz konusu aslında (!) ) bundan sonra da daha önümüzde binlercesi olacak...Kimilerine doğru karar diyeceğiz, kimilerinden ise bin pişman dilimiz yanmış uzaklaşmak isteyeceğiz belki kim bilir...

Picture_2

Merhaba,
Yazılarım, hayatım siyahkugu.com'da "Hayatın tadını üzerine düşünerek cıkaralım." Yorumlarınız için: siyahkugu@gmail.com

Pınar